selin y
2025 年 7 月 26 日
Mardin’de geçirdiğimiz günleri unutulmaz kılan, taş duvarlarının ardında kalpleri ısıtan bir sıcaklık barındıran Mardius Tarihi Konak’ta konaklamak bizim için bir seyahatten çok daha fazlasıydı. Daha kapıdan adımımızı attığımız anda bizi içten gülümsemesiyle karşılayan Dilber Hanım, ilk andan itibaren bir misafir gibi değil, aileden biri gibi hissettirdi. Ardından Mardius’un tüm kıymetli ekibi, büyük bir incelikle yanımızda oldular. Her detayla ilgilenmeleri, samimiyetleri ve güler yüzleriyle bu konakta sadece kalmadık; sanki bir zaman yolculuğuna çıkıp köklerimize dokunduk. Otelin sahibi Günal Bey’in ilgisi ve zarafeti, bu deneyimi daha da özel kıldı. Onun sayesinde Mardius ailesiyle kurduğumuz bağ içten, güçlü ve unutulmaz oldu. Bir yere ait olmak hissini, bir konağın taşlarında değil, oradaki insanların yüreğinde bulduk. Belki de bu yüzden, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şu sözleri geldi aklıma: “Bazen bir evi, bir şehri değil, bir duyguyu özler insan.” Biz de Mardius’tan ayrılırken bir şehri değil, bize hissettirdikleri o duyguyu özlemeye başladık bile. Ve tabii ki, konak hanımefendisi, Günal Bey’in kıymetli annesi Peyruze Hanım’ın özel tarifiyle hazırlanan Peyran çorbası… Tadı damağımızda, hatırası kalbimizde kaldı. Gönlümüzde özel bir yer edinen Mardius Ailesi’ne sonsuz teşekkürler… Mardin’e bir gün yolunuz düşerse, bu konağa sadece konuk olmak için değil, kendinizi bulmak için uğrayın derim.
翻譯